
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title></title>
	<atom:link href="http://www.naimcakar.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.naimcakar.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 19 Jan 2010 21:54:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>ÇİNKO</title>
		<link>http://www.naimcakar.com/cinko</link>
		<comments>http://www.naimcakar.com/cinko#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 21:47:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Naim CaKAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[akrodermatitis enteropatika]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[çinko]]></category>
		<category><![CDATA[çinko eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dermatit]]></category>
		<category><![CDATA[gece körlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[saç dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.naimcakar.com/?p=507</guid>
		<description><![CDATA[Yaklaşık 15 yıl önce ziraat mühendisi bir arkadaşımın katıldığı bir çalışmanın sonuçlarını benimle paylaşması dikkatimi çinko üzerine çekti. Çalışmanın sonuçlarına göre ülkemiz topraklarında yüksek oranda çinko eksikliği vardı.Bu çalışmayı benimle paylaşan arkadaşım Mehmet Keçeci&#8217;ye tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. Çinko vücudumuzda  kemikler,dişler,saç,deri,karaciğer, kas dokusu,kandaki lökositler ve testislerde yüksek oranda bulunur.Et,karaciğer,yumurta ve deniz ürünleri(istiridye) iyi çinko kaynaklarıdır.Normal bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.naimcakar.com/wp-content/kel11.jpg"><img src="http://www.naimcakar.com/wp-content/kel11.jpg" alt="kel1[1]" title="kel1[1]" width="230" height="230" class="alignleft size-full wp-image-511" /></a><strong> Yaklaşık 15 yıl önce ziraat mühendisi bir arkadaşımın katıldığı bir çalışmanın sonuçlarını benimle paylaşması dikkatimi çinko üzerine çekti. Çalışmanın sonuçlarına göre ülkemiz topraklarında yüksek oranda çinko eksikliği vardı.Bu çalışmayı benimle paylaşan arkadaşım Mehmet Keçeci&#8217;ye tekrar teşekkürlerimi sunuyorum.</strong></p>
<p><strong> Çinko vücudumuzda <span id="_marker"> kemikler,dişler,saç,deri,karaciğer,</span></strong></p>
<p><strong><span id="_marker">kas dokusu,kandaki lökositler ve testislerde yüksek oranda bulunur.Et,karaciğer,yumurta ve deniz ürünleri(istiridye) iyi çinko kaynaklarıdır.Normal bir erişkinin günlük diyetinde 6-15 mg çinko vardır ve bunun yaklaşık %20 si emilir.Günlük ihtiyaç kilo başına 0.2 mg dır. 70 kg bir kişi 14 mg çinko almalıdır.Bunun gerçekleşe bilmesi için günlük diyetimizde kg başına 1 mg çinko olmalıdır(%20 emildiği için).</span></strong></p>
<p><strong><span> Çinko eksikliğinde iştahsızlık,büyüme geriliği,cinsel olğunlaşmanın gecikmesi,alopesi,bağışıklık bozuklukları,dermatit,gece körlüğü,tad duyusunun bozulması ve yara iyileşmesinde bozukluk görülür.İleri derecede eksiklik olan çocuklarda ilk bulgu büyümenin normal olmamasıdır.İştahsızlık ve tat duyusunda bozulma çinko eksikliğini düşündürmelidir.Toprak yeme (özellikle kil) önemli bir bulgudur.</span></strong></p>
<p><strong><span> Hafif çinko eksikliğinde bulgular spesifik olmadığından tesbitinde güçlük yaşanabilir bu nedenle beslenme bozukluğu olan bir kişide plazma çinko seviyesi ölçülmelidir(sınırda düşüktür). Kepekli ekmek tüketiyorsa(çinko emilimini düşürür) tad duyusunda azalma varsa,lenfosit yanıtında bozulma ve gonad hormon işlevinde azalma varsa çinko eksikliği düşünülmelidir.</span></strong></p>
<p><strong><span> Annedeki çinko eksikliği çocukta doğumsal anomaliye sebep olabilir.Karaciğer hastalığında, malabsorbsiyon tablolarında ve uzun süreli parenteral beslenmede sekonder eksiklik meydana gelir. Gece körlüğü ve beyinle ilgili problemler ortaya çıkabilir.</span></strong></p>
<p><strong><span> Akrodermatitis Enteropatika çinko emiliminin bozuk olmasından kaynaklanan otozomal resesif kalıtımla geçen bir hastalıktır. Bulgular genellikle  bebek anne sütünden kesildikten sonra başlar.Saç dökülmesi,dermatit,büyüme geriliği,paronikia ve diare görülür.Günde 30 -150 mg oral çinko sülfat tam iyileşme sağlar.</span></strong></p>
<p><strong><span> Çinko zehirlenmesi; genellikle galvanizli bir kapta bulunan asitli  yiyecek veya içeceklerin tüketilmesiyle çok miktarda çinko alınması(günde  200-800 mg) nedendir.Kusma ve diare görülür.Günde 100-150 mg çinko bakır metabolizmasını bozabilir.</span></strong></p>
<p><strong><span> Çinko Titremesi( Metal Buharı Ateşi);çinko oksit buharlarının solunmasına bağlı bir sanayi riskidir;nörolojik hasara yol açar.</span></strong></p>
<p><strong><span> Çinko eksikliği  büyüme ve gelişme geriliği olan iştahsız çocuklarda araştırılması gereken ülkemizde sık görülen bir beslenme bozukluğudur.</span></strong></p>
<p><strong><span><br />
</span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.naimcakar.com/cinko/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Michael Jackson:Kendini Mahvetme Sanatı</title>
		<link>http://www.naimcakar.com/michael-jacksonkendini-mahvetme-sanati</link>
		<comments>http://www.naimcakar.com/michael-jacksonkendini-mahvetme-sanati#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2009 00:55:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Naim CaKAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[jackson]]></category>
		<category><![CDATA[kral]]></category>
		<category><![CDATA[Michael]]></category>
		<category><![CDATA[michael jackson]]></category>
		<category><![CDATA[pop]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.naimcakar.com/?p=486</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın en büyük pop yıldızlarından Michael Jackson hayatını kaybetti. Böylesine büyük bir müzik dehasının erken denebilecek bir yaşta hayata veda etmesi eminim ki benim gibi bir çok müzik severi çok üzdü. Michael &#8216;ın ölümü bize büyük üzüntü ile beraber vücudumuza yaptığımız gereksiz müdahalelerin nelere sebep olabileceği konusunda  çok önemli  bir ders veriyor.Sahip olduğumuz gücü doğru kullanmaz isek  bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın en büyük pop yıldızlarından Michael Jackson hayatını kaybetti. Böylesine büyük bir müzik dehasının erken denebilecek bir yaşta hayata veda etmesi eminim ki benim gibi bir çok müzik severi çok üzdü. Michael &#8216;ın ölümü bize büyük üzüntü ile beraber vücudumuza yaptığımız gereksiz müdahalelerin nelere sebep olabileceği konusunda  çok önemli  bir ders veriyor.Sahip olduğumuz gücü doğru kullanmaz isek  bu güç bizi ölüme götürebilir.Michael&#8217;ın daha beyaz olma ve Diana Ross&#8217;a benzeme hırsı onu kaçınılmaz sona en hızlı  sürükleyen zayıflıklarıydı.Çalışan bir sisteme dışarıdan bu kadar çok müdahale ederseniz sistemin bozulması sürpriz olmayacaktır. Tıbbi gerekliliği olmayan estetik ameliyatlar ve ilaç kullanımının vücuda zarar vermesi kaçınılmazdır. Sevgili Michael keşke şu anda daha esmer ve estetiksiz halinle yaşasaydın çünkü biz senin şarkılarını sevdik,hep seveceğiz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.naimcakar.com/michael-jacksonkendini-mahvetme-sanati/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bölgesel Terleme Sorunları</title>
		<link>http://www.naimcakar.com/475</link>
		<comments>http://www.naimcakar.com/475#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2009 12:41:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Naim CaKAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel terleme]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel terleme tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[el avuç terlemesi]]></category>
		<category><![CDATA[heyecan]]></category>
		<category><![CDATA[koku]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[ter]]></category>
		<category><![CDATA[ter kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[terleme]]></category>
		<category><![CDATA[Terleme tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.naimcakar.com/?p=475</guid>
		<description><![CDATA[Çocukluktan başlayan el ve ayak terlemesine bölgesel terleme denir. Bölgesel terlemenin sebebi altta yatan bir hastalık değil,otonom sinir sisteminin bir parçası olan sempatik sinirlerin fazla çalışmasıdır. Sempatik sistem uyanıklıkta aktif olan sistemdir. Yani bölgesel terlemesi olan bir kişi uyurken el ve ayakları terlemez.Heyecan ve stres ise terlemesini artırır. Yani çocukluktan başlayan bir el-ayak terlemesi şikayeti [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.naimcakar.com/wp-content/images.jpg" alt="" />Çocukluktan başlayan el ve ayak terlemesine bölgesel terleme<br />
denir. Bölgesel terlemenin sebebi altta yatan bir hastalık değil,otonom<br />
sinir sisteminin bir parçası olan sempatik sinirlerin fazla<br />
çalışmasıdır. Sempatik sistem uyanıklıkta aktif olan sistemdir. Yani<br />
bölgesel terlemesi olan bir kişi uyurken el ve ayakları<br />
terlemez.Heyecan ve stres ise terlemesini artırır.<br />
Yani çocukluktan başlayan bir el-ayak terlemesi şikayeti<br />
varsa,aile bireylerinden bazıları da aynı dertten şikayetçi<br />
ise,terleme uyurken kayboluyor,uyanınca başlıyor ve stresle artıyorsa<br />
bilin ki bunun sebebi hipertiroidi veya başka bir hastalık değildir.Bu<br />
olayın iyi tarafı ortada bir hastalık olmaması,kötü tarafı ise bir<br />
hastalığa bağlı  olmadığı için terleme tedavisinin çok zor<br />
olmasıdır. Uygulanan bir kaç yöntem var ama hiç biri çok pratik ve<br />
uygulaması kolay olan yöntemler değil ayrıca belirli periyodlarla<br />
tekrar edilmeleri gerekiyor. Örneğin;<br />
<strong> Botoks tedavisi:</strong> 4-6 ayda bir tekrarı gerekir. Kas<br />
güçsüzlüğü yapabilir,uygulayan kişinin becerisi önemlidir.<br />
<strong> İyontoforez yöntemi:</strong> Hastanede uygulanan 20 seanstan sonra<br />
terleme azalır fakat haftada bir seans tekrarı yapılmaz ise tekrar<br />
başlar. Cihazı satın alıp evde kendiniz uygulaya bilirsiniz( ilk 20<br />
seanstan sonraki haftalık olanları).<br />
<strong> Cerrahi tedavi:</strong> Bence enson düşünülmesi hatta hiç<br />
düşünülmemesi gereken tedavi yöntemi(Geri dönüşümü mümkün olmayan<br />
istenmeyen yan etkileri olabileceği için)<br />
<strong> BENİM TAVSİYEM:1-Kilo kontrolü.<span style="font-weight: normal;">Şişmanlık terlemeyi artırır.</span><br />
2-Stresi azaltmak. <span style="font-weight: normal;">Gerekirse<br />
stres azaltıcı ilaçlardan(Tabiki doktor kontrolünde) kullanmak.</span><br />
3-Terlemeye bağlı kötü koku<br />
oluşumunu engellemek için vücut temiz iken (duştan hemen sonra<br />
terleyen bölgelere losyon sürmek)<br />
4-Bazı gıdalardan kaçınmak,<br />
<span style="font-weight: normal;"> örneğin acı terlemeyi artırır.</span><br />
5-Hava şartlarına uygun kıyafet seçimi</strong><br />
Bunları uyguladığınız halde terleme hayatınızı çekilmez hale<br />
getiriyorsa bahsettiğim diğer tedavileri deneyebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.naimcakar.com/475/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aft Tedavisinde Güncel Yaklaşımlar</title>
		<link>http://www.naimcakar.com/aft-tedavisinde-guncel-yaklasimlar</link>
		<comments>http://www.naimcakar.com/aft-tedavisinde-guncel-yaklasimlar#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Jun 2009 12:48:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Naim CaKAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[acı]]></category>
		<category><![CDATA[Aft]]></category>
		<category><![CDATA[aft tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[ağız yaraları]]></category>
		<category><![CDATA[ankilozan spondilit]]></category>
		<category><![CDATA[Anksiolitik]]></category>
		<category><![CDATA[B12]]></category>
		<category><![CDATA[Behçet hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[çinko]]></category>
		<category><![CDATA[damar düzenleyici]]></category>
		<category><![CDATA[dexpanthenol]]></category>
		<category><![CDATA[dolaşım düzenleyici]]></category>
		<category><![CDATA[ekşi]]></category>
		<category><![CDATA[Folik asit]]></category>
		<category><![CDATA[klorhexidin]]></category>
		<category><![CDATA[pentoxifilin]]></category>
		<category><![CDATA[romatoit artrit]]></category>
		<category><![CDATA[SSRI]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[sukralfat]]></category>
		<category><![CDATA[tetrasiklin]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yaralanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.naimcakar.com/?p=442</guid>
		<description><![CDATA[Kesin sebebi bilinmemekle birlikte vücut direncini düşüren her şey aft oluşumuna sebep olabilir. STRES: Stres aft oluşmasının en önemli nedenlerinden birisidir. Hanımlarda premenstural  gerginlik(adet öncesi dönem) de aft oluşumunu hızlandıran sebeplerdendir. MEVSİM DEĞİŞİKLİKLERİ: Özellikle allerjik bünyeli kişilerde önemli bir nedendir. YÜKSEK ATEŞ İLE SEYREDEN ENFEKSİYONLAR: Vücut direncini düşürdükleri için aft oluşumuna sebep olurlar. BESLENME: Asitli ve baharatlı yiyecekler aft oluşumunu hızlandıran önemli faktörler arasında sayılmaktadır. Bunların yanı sıra bazı bünyeler için alerjik olabilen kara buğday, çavdar, arpa, çikolata, fındık, kabuklu deniz hayvanları, soya, domates,bazı patlıcan, elma, incir, peynir gibi yiyecekle de aft oluşumunu hızlandırırlar. TRAVMA: Yanak dil dudak ısırma, sert yiyeceklerin tahrişi ve yumuşak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: mceinline;"><strong><img src="http://www.naimcakar.com/wp-content/22468-150x150.jpg" alt="" /> </strong>Kesin sebebi bilinmemekle birlikte vücut direncini düşüren her şey aft oluşumuna sebep olabilir.</span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: mceinline;"><strong>STRES: </strong><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-family: mceinline;">Stres aft oluşmasının en önemli nedenlerinden birisidir. </span><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: mceinline;"><strong>Hanımlarda premenstural  gerginlik(adet öncesi dönem) de aft oluşumunu hızlandıran sebeplerdendir.</strong></span></span></span></span></li>
<li><span style="font-family: mceinline;"><strong> MEVSİM DEĞİŞİKLİKLERİ: </strong>Özellikle allerjik bünyeli kişilerde önemli bir nedendir.</span></li>
<li><span style="font-family: mceinline;"><strong> YÜKSEK ATEŞ İLE SEYREDEN ENFEKSİYONLAR: </strong>Vücut direncini düşürdükleri için aft oluşumuna sebep olurlar.</span></li>
<li><span style="font-family: mceinline;"><strong>BESLENME: </strong><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-family: mceinline;">Asitli ve baharatlı yiyecekler aft oluşumunu hızlandıran önemli faktörler arasında sayılmaktadır. Bunların yanı sıra bazı bünyeler için alerjik olabilen kara buğday, çavdar, arpa, ç</span><span lang="tr"><span style="font-family: mceinline;">i</span></span><span style="font-family: mceinline;">k</span><span lang="tr"><span style="font-family: mceinline;">o</span></span><span style="font-family: mceinline;">lata, fındık, kabuklu deniz hayvanları, soya, domates</span><span lang="tr"><span style="font-family: mceinline;">,</span></span><span style="font-family: mceinline;">bazı patlıcan, elma, incir, peynir gibi yiyecekle de aft oluşumunu hızlandırırlar.</span></span></span></li>
<li><span style="font-family: mceinline;"><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-family: mceinline;"><span style="line-height: 18px; font-size: 12px; white-space: pre;"><strong>TRAVMA: </strong>Yanak dil dudak ısırma, sert yiyeceklerin tahrişi ve yumuşak olmayan diş fırçalama işlemleri</span></span></span></span></li>
<pre><span style="font-family: mceinline;"><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-family: mceinline;"> ve iyi adapte olmayan protezlerin neden olduğu vuruklar aft için uygun zeminin oluşmasına yardımcı</span></span></span></pre>
<pre><span style="font-family: mceinline;"><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-family: mceinline;"> olurlar.</span></span></span></pre>
</ul>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: mceinline;"><strong>DİŞ MACUNU: </strong>Diş macunlarının temizleme özelliğini artırmak için köpük yapıcı olarak yapılarına katılan &#8220;sodyum lauryl sulhate&#8221; ( SLS ) mukoza hücrelerinin yıkımını artıran</span><span lang="tr"><span style="font-family: mceinline;"> tahriş</span></span><span style="font-family: mceinline;"> edici bir kimyasaldır. </span><span style="font-family: mceinline;">SLS bu özelliği ile aft oluşumu üzerine direkt etkili olan bir maddedir.</span><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: mceinline;"><br />
</span></span><span style="font-family: mceinline;">Özellikle aft sorunu olan kişilerin kullanabilmesi için günümüzde daha az oranda (%1.25) SLS içeren diş macunları üretilmektedir.</span></li>
<li><span style="font-family: mceinline;"><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-family: mceinline;"><strong>BEHÇET HASTALIĞI: </strong>Genital ülser, üveit ve ağız içi aftlarla kendini gösteren sistemik bir hastalıktır.</span><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: mceinline;"> Birçok malign ve otoümmin hastalıklarla(Ankilozan Spondilit,Romatoid Artrit gibi) birlikte de tekrarlayıcı aftlar görülebilmektedir.</span></span></span></span></li>
<li><span style="font-family: mceinline;"><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: mceinline;"><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: mceinline;"><strong>DİĞER NEDENLER: </strong></span></span><span style="font-family: mceinline;">B12 vitamini,folik asid ve demir noksanlığı,çinko eksikliği gibi kansızığa sebep olan vitamin eksikliklerinin,sigara içme, tütün çiğnemegibi alışkanlıkların,ağız içi mukozal kan akımının bozulmasının aft oluşumuna katkıda bulunan önemli faktörler olduğu bilinmektedir</span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><strong> TEDAVİ: </strong>Aftın kesin tedavisi olmamakla beraber,uygun tedaviyle hem iyileşme sürecini hızlandırmak hem de çekilen acıları azaltmak mümkündür.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ANTİDEPRESANLAR ve ANKSİOLİTİKLER</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Özellikle stres kaynaklı aftlarda kullanılmalıdır. SSRI tipi antidepresanlar aft oluşum sıklığını azaltmada tercih edilmeli,akut durumlarda(stresin yoğun olduğu)anksiolitikler tedaviye ilave edilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> GARGARALAR</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Başlangıç aşamasında tetrasiklin kapsüllerinin bir tanesinin içini bir bardak suya karıştırarak günde dört kere gargara yapmak tedaviyi hızlandırır. Aynı şekilde klorheksidinli gargaraları da  günde dört kere kullanmak faydalıdır. Bu iki gargara beraber uygulanabilir ancak ikisi arasında en az bir saat aralık olması uygundur. Ayrıca aslında miğde ülserlerinde kullanılan bir preparat olan sukralfat süspansiyonlarıyla yemeklerden bir saat önce gargara yapmak faydalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> KREMLER</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Özellikle yemeklerden beş dakika önce uygulanan lokal anestezik etkili krem ve jeller ağrıyı azalttığı için rahat beslenmeye yardımcı olur. Bazı steroidli pomadlar yaraların büyümesini azaltır fakat bunları uyguladıktan sonra bir şeyler yiyip içmek ilacın etkisini epeyce azaltır bu nedenle bu pomadları gece yatarken uygulamak daha uygundur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> VİTAMİNLER</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Özelikle çinko preparatlarının faydası büyüktür. B12 ,Folik Asit,demir,A vitamini de tedaviye yardımcıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> MUKOZA ONARIMINA FAYDALI İLAÇLAR</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Dexpanthenol ampul i.m. uygulanabilir. 1&#215;1 /gün</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> PERİFERİK KAN DOLAŞIMINI DÜZENLEYİCİ İLAÇLAR</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Pentoxifilin  günde 1200 mg tedaviyi olumlu etkiler. 3&#215;400 mg veya 2&#215;600 mg uygulanabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Aft tedavisinde bütün ilaçları aynı anda kullanmaktan ziyade sebebe yönelik tedavi öncelikle denenmeli fayda görülmez ise diğer ilaçlar ilave edilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>VÜCUT DİRENCİNİ ARTIRAN İLAÇLAR </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Beta Glukan,ginseng. Sık rahatsızlanan vücut direnci düşük kişiler fayda görebilir.</p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.naimcakar.com/aft-tedavisinde-guncel-yaklasimlar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Domuz Gribi</title>
		<link>http://www.naimcakar.com/domuz-gribi</link>
		<comments>http://www.naimcakar.com/domuz-gribi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2009 21:30:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Naim CaKAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[domuz]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gribi]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[salgın]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[titreme]]></category>
		<category><![CDATA[yurt dışı tatil riskleri]]></category>
		<category><![CDATA[yurt dışı tatiller]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.naimcakar.com/?p=443</guid>
		<description><![CDATA[Domuz gribi, A (H1N1) tipi virüsten kaynaklanan, insanlarda hastalığa yol açan viral bir hastalıktır. Hastalık ilk kez Meksika ve ABD’de görülmüş ve daha sonra birçok ülkeye yayılmıştır. Bu virüse “ domuz gribi” denmesinin sebebi, domuzlar arasında görülen grip virüslerine çok benzediğinin gösterilmiş olmasıdır. Bu yeni virüs insan, domuz ve kuş virüslerinin bir karışımıdır. Domuz gribi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="column1-unit">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong><br />
</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><img src="http://www.naimcakar.com/wp-content/f5e7705e9d124afd816e9944431802af-11-150x150.jpg" alt="" />Domuz gribi, A (H1N1) tipi virüsten kaynaklanan, insanlarda hastalığa yol açan viral bir hastalıktır. Hastalık ilk kez Meksika ve ABD’de görülmüş ve daha sonra birçok ülkeye yayılmıştır.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bu virüse “ domuz gribi” denmesinin sebebi, domuzlar arasında görülen grip virüslerine çok benzediğinin gösterilmiş olmasıdır. Bu yeni virüs insan, domuz ve kuş virüslerinin bir karışımıdır.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Domuz gribi A(H1N1) virüsü bulaşıcıdır ve insandan insana geçmektedir.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Domuz gribinin belirtileri, insanlarda görülen grip belirtilerine benzerdir. Bunlar:<br />
Ateş,<br />
Öksürük,<br />
Boğaz ağrısı,<br />
Yaygın vücut ağrısı,<br />
Baş ağrısı,<br />
Üşüme ve<br />
Yorgunluk<br />
gibi belirtileri içermektedir. Bazı vakalarda kusma ve ishal de görülebilmektedir.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Domuz gribinin de yine mevsimsel griple aynı şekilde yayıldığı düşünülmektedir. Grip virüsleri insandan insana öksürük ve hapşırma yoluyla bulaşmaktadır. Grip virüsü bulaşan bir yere dokunulduktan sonra, eller ağız ya da buruna götürüldüğünde de hastalık bulaşabilir.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> İçme, kullanma ve havuz sularıyla bulaşma gösterilmemiştir.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><br />
Domuz gribinin tedavisi veya bu hastalıktan korunmak için doktor kontrolünde kullanılabilecek ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçlar doktor tarafından önerilmedikçe, reçetesiz olarak kesinlikle kullanılmamalıdır.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> Kişiler, belirtilerin başlamasından bir gün öncesi ve 7 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdırlar.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Öksürük ve hapşırma yoluyla, hasta kişinin tükürük zerrecikleri havaya yayılarak sandalye, masa gibi yüzeylere bulaşabilir. Kişi virüsün bulaştığı bir yere dokunduktan sonra ellerini ağzına, gözlerine veya burnuna sürerse virüs bulaşabilir. Bu yüzeylerde virüsün ne kadar süreyle canlı kalabileceğini etkileyen ısı, nem oranı, yüzey niteliği gibi pek çok faktör söz konusudur. Hasta kişinin temasının olduğu bu yüzeylere dokunulmamalı, herhangi bir sebeple dokunulduysa eller yıkanmalıdır.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Grip virüsünün yayılmasını önlemek için, yüzeylerin (masalar, kapı kolları, banyo yüzeyleri, mutfak tezgahı, oyuncaklar vb) günlük temizlikte kullanılan deterjanlarla temizlenmesi yeterlidir. Günlük kullandığımız temizlik maddeleri dışında klor, hidrojen peroksit, iyotlu antiseptikler ve alkol gibi bazı kimyasal maddeler de etkilidir.<br />
Hastalara ait çarşaf, çamaşır, havlu ve kap kacağın ayrı olarak yıkanmasına gerek yoktur. Ancak, bu eşyalar yıkanmadan başkası tarafından kullanılmamalıdır. Bu çarşaflar mümkün olduğunca elle temas edilmeden taşınmalı ve yıkanmalıdır. Hastanın çarşafları, çamaşırları değiştirildikten sonra eller mutlaka sabunlu suyla yıkanmalıdır. Hastaya ait kap kacak ya bulaşık makinesinde ya da elde deterjan kullanılarak yıkanmalıdır.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Domuz gribine karşı aşı geliştirilmiş olup özellikle risk grubunda yer alanların aşı yaptırması önerilmektedir.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> Aşağıdaki önlemleri alarak sadece gripten değil; grip gibi solunum yoluyla bulaşan tüm hastalıklardan kendinizi koruyabilirsiniz:</strong></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><strong>Öksürme ve hapşırma sırasında ağzınızı ve burnunuzu bir mendil ile kapatınız. Mendilinizi kullandıktan sonra çöp sepetine atınız.</strong></li>
<li><strong>Öksürdükten ve hapşırdıktan sonra ellerinizi bol sabun ve suyla yıkayınız. Alkol içeren el yıkama antiseptikleri de etkilidir.</strong></li>
<li><strong>Kirli ellerinizle gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmayınız.</strong></li>
<li><strong>Domuz gribine yakalanırsanız, belirtilerin başlamasından 7 gün sonrasına ya da belirtilerinizin tamamen geçmesinden bir gün sonrasına kadar evde istirahat ediniz.</strong></li>
<li><strong>Hastalığın bulaşmaması için çevrenizdeki kişilerden uzak durunuz.</strong></li>
<li><strong>Bulunduğunuz mekanı sık sık havalandırınız.</strong></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ellerinizi 15-20 saniye süreyle su ve sabunla yıkamalısınız. Su ve sabuna ulaşamadığınız yerlerde alkol içeren el antiseptikleri kullanabilirsiniz. </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Domuz gribi şüpheli bir kişi ile temastan sonraki 7 gün içinde kendinizde yukarıda sıralanan hastalık belirtileri olduğunu hissederseniz hemen bir doktora başvurmalısınız. Doktorunuz herhangi bir teste ya da tedaviye ihtiyacınızın olup olmadığına karar verecektir.<br />
Eğer hastalandıysanız veya hastalık belirtilerini gösteriyorsanız evde istirahat ediniz ve çevrenizdeki kişilerden de onlara bulaştırmamak için uzak durunuz.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Erişkinlerde acil müdahale gerektiren belirtiler nelerdir?<br />
Zor nefes almak veya nefes darlığı<br />
Bilinç bulanıklığı<br />
Sık ve uzun süreli kusma</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Çocuklardaki acil müdahale gerektiren belirtiler nelerdir?<br />
Hızlı veya zor nefes alma<br />
Vücutta solgunluk ya da morarma<br />
Beslenememe<br />
Uyarılara cevapta azalma ve uykuya meyil<br />
Huzursuzluk<br />
Ateşle beraber döküntü görülmesi</strong></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.naimcakar.com/domuz-gribi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğru Antibiotik Kullanımı</title>
		<link>http://www.naimcakar.com/dogru-antibiotik-kullanimi</link>
		<comments>http://www.naimcakar.com/dogru-antibiotik-kullanimi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 00:29:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Naim CaKAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[antibiotiği nasıl kullanmalıyım]]></category>
		<category><![CDATA[antibiotik]]></category>
		<category><![CDATA[antibiotik tedavisinde süre ne olmalıdır]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda antibiotik kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru kullanma]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.naimcakar.com/?p=430</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemizde antibiotik kullanımında çok büyük yanlışlar ve büyük bir bilgi açığı var. Üzücü olan ise bu yanlış kullanımın eğitimli dediğimiz kesimde  daha fazla olması.  Ne yazık ki biz hekimler de bu yanlış kullanıma dolaylı olarak katkıda bulunuyoruz bu da hastalarımıza yeterli açıklamayı yapamadığımızdan kaynaklanıyor. Zaman kısıtlılığı,hasta yükü belki mazeret gösterilebilinir ama  bence böyle olmamalı. İlginçtir bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ülkemizde antibiotik kullanımında çok büyük yanlışlar ve büyük bir bilgi açığı var. Üzücü olan ise bu yanlış kullanımın eğitimli dediğimiz kesimde  daha fazla olması.  Ne yazık ki biz hekimler de bu yanlış kullanıma dolaylı olarak katkıda bulunuyoruz bu da hastalarımıza yeterli açıklamayı yapamadığımızdan kaynaklanıyor. Zaman kısıtlılığı,hasta yükü belki mazeret gösterilebilinir ama  bence böyle olmamalı. İlginçtir bir hasta gurubu var ki saatlerce zaman ayırıp anlatın, ikna etmeniz çok zor. Olaki hastaya iyi bir eğitim verdiniz o da ikna oldu,hemen sevinmeyin komşunun veya kahvede yeni tanıştığı birinin bir kaç sözü sizin bütün emeğinizi yerle bir edebilir ve genellikle de böyle olur. Ne yazık ki insanlarımız bilgiyi doğru yerde arama ve alma konusunda oldukça başarısız. Televizyon programlarının halkı bilinçlendirmede ve kamu oyu yaratmadaki etkisi tahmin edilenden çok fazla.Özellikle üniversite hocalarımızın magazin programlarına (gündüz kuşağı kadın programları en etkilisi)katılıp yaptıkları konuşma ve sohbetler inanılmaz etkili oluyor. Kanımca bu potansiyel yeterince kullanılmıyor.<span id="more-430"></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: center;"><strong>ANTİBİOTİK KULLANMAKTAN KORKMAYIN!  ANTİBİOTİĞİ YANLIŞ KULLANMAKTAN KORKUN!</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu konuyu açarsak;Antibiotik kullanımındaki en büyük yanlış ilacın gerektiğinden daha kısa süre kullanılmasıdır. Bu durum antibiotiğe karşı direnç gelişimine neden olur.Pıratikte hastalar enfeksiyona bağlı şikayetleri azalınca ilacı bırakma eğilimindedir. Bunun nedeni antibiotiğin vücutlarına zarar vereceğini düşünmelerinden kaynaklanır.Bu son derece yanlış bir uygulamadır,çünkü vücuttaki mikropların tamamen temizlenmesi şikayetler geçtikten en az 2-3 gün sonrasıdır(hastalığa göre bu süre değişebilir). Örneğin boğaz enfeksiyonlarında uygun antibiotiğin kullanılmasıyla 4. günde ağrı ve ateş geçer ancak mikrobun tamamen yok edilmesi için en az 7 gün tedavi gerekir. Hasta çocuk ise bu süre 10 gün olmalıdır. Bunun önemi nedir? Öncelikle eksik tedavide enfeksiyonun tekrarlama riski fazla,tekrarlayan enfeksiyonun aynı antibiotikle tedavi şansı azdır(direnç gelişiminden dolayı).Ayrıca vücuttan tamamen temizlenmeyen mikroplar vücudun başka bölgelerinde hastalık yapabilir(Çocuklardaki boğaz enfeksiyonunun eksik tedavisinden dolayı kalp romatizması oluşması gibi). Unutmayalım ki antibiotiklerin gerektiği süreden kısa süre kullanılması gereksiz yere antibiotik kullanılmasından daha tehlikelidir. Burada itibar edilmesi gereken hekimin tedavi protokolüne mutlak uyumdur.<strong> </strong></p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><strong>Antibiotiğin kullanılıp kullanılmayacağı,kullanılacaksa ne kadar  süre kullanılacağı hekim tarafından belirlenmelidir. Ne yazık ki; sizin antibiotiği doğru kullanmanız her zaman yeterli olmuyor. Başkasının yanlış kullanımı sonucu antibiotiğe direnç kazanmış bir mikrop bir gün sizi veya en sevdiğinizi enfekte edebilir.Bu konu toplumsal bir olaydır.Çevremizi bilinçlendirmek hepimizin yaşam kalitesini artıracaktır.</strong></p>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.naimcakar.com/dogru-antibiotik-kullanimi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hipertansiyonun Çevresel ve Yaşam Tarzına Bağlı Nedenleri</title>
		<link>http://www.naimcakar.com/hipertansiyonun-cevresel-ve-yasam-tarzina-bagli-nedenleri</link>
		<comments>http://www.naimcakar.com/hipertansiyonun-cevresel-ve-yasam-tarzina-bagli-nedenleri#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2009 13:20:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Naim CaKAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansion]]></category>
		<category><![CDATA[kafein]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[kola]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.naimcakar.com/?p=402</guid>
		<description><![CDATA[    Hipertansiyonun %95 inin sebebi belli değildir. Herhangi bir nedene bağlanamaz. Bu guruba esansiel veya primer hipertansiyon denir. %5 lik bir bölümünde ise altta yatan renal veya adrenal hastalıklar vardır ki bu guruba sekonder hipertansiyon denir. Tuz; Alınan tuz miktarının kan basıncı üzerine doğrudan etkisi vardır. Bu nedenle orta düzey tuz kısıtlamasının halk sağlığı üzerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">    <img class="alignleft" title="http://tbn0.google.com/images?q=tbn:5q440KB1zvqx8M:http://www.ahmetalpman.com.tr/images/yuk_tansiyon2.gif" src="http://tbn0.google.com/images?q=tbn:5q440KB1zvqx8M:http://www.ahmetalpman.com.tr/images/yuk_tansiyon2.gif" alt="" width="96" height="76" />Hipertansiyonun %95 inin sebebi belli değildir. Herhangi bir nedene bağlanamaz. Bu guruba esansiel veya primer hipertansiyon denir. %5 lik bir bölümünde ise altta yatan renal veya adrenal hastalıklar vardır ki bu guruba sekonder hipertansiyon denir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Tuz;</strong> Alınan tuz miktarının kan basıncı üzerine doğrudan etkisi vardır. Bu nedenle orta düzey tuz kısıtlamasının halk sağlığı üzerinde olumlu etkileri vardır. Yapılan çalışmalar özellikle kentli ileri yaşlı hastalarda kan basıncındaki artışın diyetteki tuz alımıyla ilişkisini açıkça ortaya koymuştur. Günlük tuz alımının 10 g&#8217;dan 5 g&#8217;a düşürülmesi durumunda sistolik kan basıncında ortalama 7 mmHg lık bir düşüş görülmüştür. Hipertansiyonu olmayanlarda ise günlük alınan tuz miktarının 6 g&#8217;la sınırlandırılması ilerde tansiyon gelişimi riskini azaltacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Potasyum;</strong> Potasyumdan zengin diyetle beslenmenin düşük tansiyonla ilişkisi gösterilmiştir. Ayrıca diyetle alınan potasyum miktarıyla inme riski arasında ters orantı vardır. </p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kalsiyum ve Magnezyum;</strong> Tansiyon üzerine etkileri kısıtlı olup minimal olumlu etkileri vardır. Yapılan çalışmalarda ortaya çıkan sonuçlar bilimsel açıdan anlamlı değildir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kilo;</strong> Obez veya kilolu bireylerin tansiyonları zayıflara göre daha yüksek olma eğilimindedir. Özellikle çocukluktan genç erişkinliğe geçişteki kilo artışları erişkin hipertansiyonunun önemli sebeplerindendir. Bu ilişki büyük oranda yüksek kalorili diyete bağlı olup aşırı tuz alımı gibi diğer diyet unsurlarının da  bunda etkisi olabilir. Genel olarak,kilo kaybının ortalama sistolik ve diastolik kan basıncı üzerine etkisi hipertansiflerde 5.2 mmHg,normotansiflerde 2.5 mmHg düşüş olarak saptanmıştır. Bu da kabaca kaybedilen kilo başına 1 mmHg&#8217;lık bir düşüş anlamına gelmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Alkol;</strong> Hipertansiyonda ağır alkol içiciliğinin etkisi gösterilmiştir. Genel olarak alkol tüketimi arttıkça kan basıncında da yükselme gözlenmektedir. Bununla birlikte ılımlı alkol tüketicilerinin tansiyonu hiç içmeyenlere göre biraz daha düşüktür. Alkole bağlı hipertansiyonun geri dönüşümlü olabildiği çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir. Haftalık alkol tüketimindeki azalma,normal kanbasıncı olanlarda hipertansif olanlara göre kilo kaybından bağımsız olarak kan basıncında  anlamlı düşüşe sebep olur. Alkolün kan basıncı üzerine bilinen etkileri şöyledir;</p>
<p style="text-align: justify;">*Doğrudan kasıcı etki</p>
<p style="text-align: justify;">*Direnç damarlarının kasıcı maddelere duyarlılaşması</p>
<p style="text-align: justify;">*Sempatik sinir sisteminin uyarılması</p>
<p style="text-align: justify;">*Adrenokortikoid hormonların üretiminde artış.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Stres;</strong> Psikolojik veya çevresel stres hipertansiyon etyolojisinde küçük bir rol oynar. Fakirlik,işsizlik ve eğitim düzeyi düşüklüğü gibi faktörler diğer yaşam tarzı unsunları gibi(obezite,tuz,egzersiz) hipertansiyonla  ilişkilidir.Strese sebep olan bir uyarı kan basıncında ani artışa neden olmakla birlikte uzun dönemdeki etkisi tartışmalıdır.Meditasyon ve biolojik geri bildirim gibi stresle baş etme tekniklerinin en az altı aylık takiple değerlendirildiği çalışmalarda sistolik ve diastolik kan basıncında gözlenen havuzlanmış düşüş anlamlı bulunmamıştır(1.0/1.1 mmHg).</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Egzersiz;</strong> Fiziksel aktivite esnasında kan basıncı keskin bir şekilde artar,ancak düzenli egzersiz yapanların kan basınçları daha düşüktür. Son yapılan çalışmalara göre çok aşırı egzersiz zararlı olabilir, ancak bunun dışındaki tüm egzersiz türleri artan oranda yararlıdır. Fiziksel aktivite kan basıncını düşürerek kalp krizi ve inme riskini azaltır. Bu ilişki yaş,vücut-kitle indeksi,sosyal sınıf,sigara kullanımı,total kolestrol düzeyi ve yüksek yoğunluklu lipoprotein kolestrol düzeylerinden bağımsızdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Diğer diyet unsurları;</strong> Vejeteryanların kan basınçları vejeteryan olmayanlara göre genelde daha düşüktür. Hayvansal ürünlerin bitkisel ürünlerle değiştirilmesi kan basıncını düşürür. Balık yağlarından elde edilen fazla miktarda omega 3 yağ asitleri hipertansif hastalarda kan basıncını düşürür. Kan basıncı ile lif ve protein alımı arasında anlamlı bir ters orantı vardır. Kafein kan basıncını akut olarak yükseltse de bu etkiye kolay tolerans geliştiğine inanılmaktadır. Aşırı kola tüketiminin de (diyet veya normal kola olması farketmeksizin) kan basıncı yüksekliğiyle ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bu muhtemelen kafein içeriklerine bağlıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.naimcakar.com/hipertansiyonun-cevresel-ve-yasam-tarzina-bagli-nedenleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Su Çiçeği &#8221;Varisella Zoster&#8221;</title>
		<link>http://www.naimcakar.com/su-cicegivarisella-zoster</link>
		<comments>http://www.naimcakar.com/su-cicegivarisella-zoster#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2009 22:34:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Naim CaKAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[döküntülü hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kaşıntı]]></category>
		<category><![CDATA[okullarda salgın yapan]]></category>
		<category><![CDATA[salgın]]></category>
		<category><![CDATA[Su Çiçeği]]></category>
		<category><![CDATA[varisella zoster]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.naimcakar.com/?p=380</guid>
		<description><![CDATA[Su çiçeği varisella zoster adı verilen bir virüs tarafından meydana getirilen ateşli bir enfeksiyon hastalığıdır. Virüs havada 1-2 saat canlı kalan ve çok hızlı çoğalan bir virüstür. Bulaşıcılığı çok yüksektir. Kişiden kişiye daha çok hapşırma, öksürme ile havaya dağılan virüsün solunum yoluyla alınması veya göz ile teması sonucunda bulaşır. Ciltteki su çiçeği döküntüleri ile temas [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft" src="http://www.gsk.com.tr/sucicegi/i/sucicegi.jpg" alt="" width="115" height="115" />Su çiçeği varisella zoster adı verilen bir virüs tarafından meydana getirilen ateşli bir enfeksiyon hastalığıdır. Virüs havada 1-2 saat canlı kalan ve çok hızlı çoğalan bir virüstür. Bulaşıcılığı çok yüksektir. Kişiden kişiye daha çok hapşırma, öksürme ile havaya dağılan virüsün solunum yoluyla alınması veya göz ile teması sonucunda bulaşır. Ciltteki su çiçeği döküntüleri ile temas yoluyla da bulaşmaktadır. Su çiçeğinin kuluçka süresi yaklaşık 14-16 gündür.</p>
<p style="text-align: justify;">Yüksek derecede bulaşıcı bir hastalık olmakla birlikte su çiçeği çocukluk döneminde çoğunlukla hafif seyreder ve ciltte kaşıntılı, küçük, yuvarlak lezyonlarla karakterizedir.   Teması izleyen ilk 4 gün içinde virüs üst solunum yolu lenf bezlerine yerleşerek çoğalmaya başlar. 7. günde karaciğer ve dalak başta olmak üzere diğer organlara dağılarak çoğalmayı sürdürür. 14. günde kişide ateş, başağrısı, karın ağrısı, halsizlik gibi genel belirtiler ortaya çıkar ve hemen ardından yüz ve saçların arka diplerinden başlayarak omuz ve sırta, daha sonra kol ve bacaklara yayılan içi sıvı dolu cilt döküntüleri kendini gösterir. Döküntü önce kırmızı kabarıklık şeklinde başlar daha sonra içi sıvı dolu hale döner. Hafif geçirilen su çiçeği enfeksiyonunda döküntü sayısı 10-20 tane kadar az olabilmekle birlikte genellikle 300-500 adet döküntü oluşur, bu döküntüler zamanla kabuklanır ve yaklaşık iki hafta içinde  kaybolur.</p>
<p style="text-align: justify;">Döküntüler kaşıntılı ve farklı boylardadır ve içinde sıvı bulunur ve 5-6 günlük bir süre içinde kabuklanarak kurur ve bulaştırıcılığını kaybeder. En  belirgin özelliklerinden birisi döküntülerin bir kısmı iyileşirken aynı anda başka bir yerde yeni döküntülerin çıkmasıdır. Gözlerde ve ağız içinde de döküntüler ortaya çıkabilir ki;bu durunda mutlak suretle bir hekime danışılmalıdır.  2-3 hafta devam eder ve hastalığı geçirmek kişide hastalığa karşı ömür boyu bağışıklık sağlar. Ancak nadirende olsa ikinci kez su çiçeği çıkaran vakalar görülebilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Genel olarak çocukların toplu bulundukları ortamlarda, kreş ve okullarda bulaşma çok hızlıdır. Belirtilerin ortaya çıkmasından 2 gün öncesi ve yine belirtilerin kaybolmasından 4-5 gün sonrasına kadar hastalık bulaşıcı konumdadır. Dikkat edilmesi gereken evde su çiçeği geçirmemiş bir yetişkin varsa onun mutlak suretle korunmaya alınmasıdır çünkü yetişkinlerde çok daha ağır seyreder.</p>
<p style="text-align: justify;">Su çiçeği enfeksiyonu sadece insanlarda görülen bir hastalıktır. Virüsünün ısıya dayanıksız olması nedeniyle salgınlar daha çok mevsim itibariyle Ocak-Mart ayları arasında pik yapar. Türkiye’de 20 yaşına kadar bireylerin yaklaşık %93’ü geçmişlerinde su çiçeğine maruz kalmışlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Tüm vakaların yarısı 5-9 yaş arası çocuklarda görülür. 15 yaş üzeri nüfusun sadece %10’unun su çiçeği hastalığı geçirmediği tahmin edilmektedir. Su çiçeği vakalarının sadece %5’i erişkinlerde olmasına rağmen su çiçeğine bağlı ölümlerin %35’ini erişkinler oluşturmakta, yani hastalık ileri yaşta daha ağır seyretmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Su çiçeğinin tedavisinde izlenecek yol şöyle olmalıdır. Eğer hasta çocuk ise ve lezyon sayısı çok fazla değilse ateş düşürücüler,kaşıntı gidericiler gibi hastayı rahatlatıcı tedavi verilir. (ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE ATEŞ DÜŞÜRÜCÜ OLARAK ASLA ASPİRİN  KULLANMAYINIZ. Aspirin çocukluk dönemi virütik hastalıklarında REYE Sendromu denilen önemli bir rahatsızlığa sebep olabilir. Her ne  kadar bu oran çok düşük bile olsa önemli bir risktir.Sayısı çok fazla olmayan bazı hastalıklarda aspirin kullanılması gerekebilir ki bu kararı mutlak suretle bir hekim vermelidir.) Bu hastalarda iyi bir gözlem gerekir çünkü kaşınan lezyonlarda sekonder enfeksiyon gelişme riski vardır. Sekonder enfeksiyon gelişirse uygun antibiotik kullanımı gerekir. Yaşı büyük olan veya lezyon sayısı çok fazla olan hastalarda antiviral tedavi uygulamanın faydaları vardır. Suçiçeği geçiren birisiyle temastan sonra (aynı odada bir saat zaman geçirmek temas sayılır) 72 saat içinde aşı uygulamanın korunmada faydası vardır. Özellikle ailesinde su çiçeğini ağır geçiren bireylerin bulunduğu çocukların aşılanmasında mutlak fayda vardır. Aşının koruyuculuğu yüksek olmakla birlikte yüzde yüz değildir. Aşılanan bireyler hastalansalar dahi enfeksiyon hafif geçmekte ve lezyon sayısı belirgin ölçüde azalmaktadır. En uygun aşılama zamanı çocuklarda on beşinci aydır ama bir yaşını dolduranlara da  yapılabilir. Ülkemiz koşullarında çocukluğunda su çiçeği geçirmemiş bayanların doğurganlık çağından önce aşılanmaları hamilelik döneminde geçirilecek bir enfeksiyonun bebeğe vereceği muhtemel zararları önlemesi açısından faydalıdır.</p>
<p>Su çiçeği immunglobulini özel durumlarda kullanılan bir tedavi seçeneğidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.naimcakar.com/su-cicegivarisella-zoster/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlığınız için Google Health hizmetinizde</title>
		<link>http://www.naimcakar.com/sagliginiz-icin-google-health-hizmetinizde</link>
		<comments>http://www.naimcakar.com/sagliginiz-icin-google-health-hizmetinizde#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2009 20:22:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sefa Bingöl</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Google Health]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.naimcakar.com/?p=373</guid>
		<description><![CDATA[Bir süredir sadece belirli bir klinikle çalışmaları süren Google Health beta testleri nihayet halka açıldı. Siz de sağlık ve tıbbi bilgi servisi Google Health için ücretsiz bir hesap edinebilirsiniz. Böylece kişisel tıbbi kayıtlarınızı düzenlemeniz, bunları yetkilendirdiğiniz doktorlarla paylaşmanız ve sağlıkla ilgili bilgileri araştırmanız mümkün oluyor. İlaçlarınızı Unutmayın, Google tarafından reklam içermeyeceği ve bilgilerin yetkilendirmediğiniz kişilerle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone" src="http://www.naimcakar.com/wp-content/ekran.gif" alt="" width="400" height="280" /></p>
<p style="text-align: justify;">Bir süredir sadece belirli bir klinikle çalışmaları süren <a title="Google Health" href="https://www.google.com/accounts/ServiceLogin?service=health&amp;nui=1&amp;continue=https%3A%2F%2Fwww.google.com%2Fhealth%2Fp%2F&amp;followup=https%3A%2F%2Fwww.google.com%2Fhealth%2Fp%2F&amp;rm=hide" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Google Health</strong></span></a> beta testleri nihayet halka açıldı. Siz de sağlık ve tıbbi bilgi servisi Google Health için ücretsiz bir hesap edinebilirsiniz. Böylece kişisel tıbbi kayıtlarınızı düzenlemeniz, bunları yetkilendirdiğiniz doktorlarla paylaşmanız ve sağlıkla ilgili bilgileri araştırmanız mümkün oluyor. İlaçlarınızı Unutmayın, Google tarafından reklam içermeyeceği ve bilgilerin yetkilendirmediğiniz kişilerle paylaşılmayacağı vurgulanan serviste ayrıca test sonuçlarınızı kontrol edebilir ve ilaçlarınızı almak ya da tansiyonunuzu ölçtürmek için düzenli uyarılar oluşturabilirsiniz.<span id="more-373"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Beta [<a title="Henüz Deneme aşamasında olan demektir." href="http://"><span style="text-decoration: underline;"><strong>?</strong></span></a>]sürümü ile herkese açık olan <a href="https://www.google.com/accounts/ServiceLogin?service=health&amp;nui=1&amp;continue=https%3A%2F%2Fwww.google.com%2Fhealth%2Fp%2F&amp;followup=https%3A%2F%2Fwww.google.com%2Fhealth%2Fp%2F&amp;rm=hide" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Google Health</strong></span></a> ne yazık ki şimdilik bize Türkçe dil desteğini sunmamış. <a href="https://www.google.com/accounts/ServiceLogin?service=health&amp;nui=1&amp;continue=https%3A%2F%2Fwww.google.com%2Fhealth%2Fp%2F&amp;followup=https%3A%2F%2Fwww.google.com%2Fhealth%2Fp%2F&amp;rm=hide" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Google Health</strong></span></a>‘ dan bahsetmek gerekirse, google health ile kendinize ait sağlık profilini oluşturup daha önceden doktorlar/eczacılar tarafından oluşturulmuş sağlık durumu raporlarını indirebiliyorsunuz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.naimcakar.com/sagliginiz-icin-google-health-hizmetinizde/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Visible Body &#8221;3D insan anatomisi&#8221;</title>
		<link>http://www.naimcakar.com/visible-body-3d-insan-anatomisi</link>
		<comments>http://www.naimcakar.com/visible-body-3d-insan-anatomisi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2009 11:16:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sefa Bingöl</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[3d]]></category>
		<category><![CDATA[anatomi]]></category>
		<category><![CDATA[inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo da Vinci]]></category>
		<category><![CDATA[online anatomi]]></category>
		<category><![CDATA[rönesans]]></category>
		<category><![CDATA[Visible Body]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.naimcakar.com/?p=361</guid>
		<description><![CDATA[Eski çağlarda sanat terimiyle Rönesans döneminde özellikle İtalyan sanatçılar anatomiye büyük bir ilgi duymuş ve klise&#8217;den gizli olarak mezar hırsızlarına belirli bir ücret karşılığı yeni ölmüş insan cesetlerini incelemiş ve doku araştırmaları yaparak bunları resimler halinde arşivlemişlerdir. O yıllarda Anatominin incelenmesi adıyla yapılan bu iş sonraki yıllarda tıp anatomi bilgisine öncülük ederek birçok bilinmeyeni aydınlatmıştır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: center;"><img class="alignnone" src="http://www.naimcakar.com/wp-content/start_screen.jpg" alt="" width="602" height="240" /></p>
<p style="text-align: justify;">Eski çağlarda sanat terimiyle <a title="rönesans" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/R%C3%B6nesans" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Rönesans</strong></span></a> döneminde özellikle İtalyan sanatçılar anatomiye büyük bir ilgi duymuş ve klise&#8217;den gizli olarak mezar hırsızlarına belirli bir ücret karşılığı yeni ölmüş insan cesetlerini incelemiş ve doku araştırmaları yaparak bunları resimler halinde arşivlemişlerdir. O yıllarda Anatominin incelenmesi adıyla yapılan bu iş sonraki yıllarda tıp anatomi bilgisine öncülük ederek birçok bilinmeyeni aydınlatmıştır. Bu öncü ressamların başında <a title="davinci" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Leonardo_da_Vinci" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Leonardo da Vinci</strong></span></a> gelir. Yapmış olduğu bir çok eskis günümüze kadar gelmiş ve bozulmadan saklanmıştır. Tabi günümüzde hala bu işlem öğretim olarak tıp fakültelerinde sürdürülüyor. Morfoloji bölümlerinde kadavra incelenmesi devam etmekte.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Bu yazıda ise sizlere çok farklı bir siteyi tanıtmak istiyorum. <a title="visible body" href="http://www.visiblebody.com/" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Visible Body</strong></span></a> sitesi üyelik şartıyla çalışan ve sunucuda bulunan bir teknoloji yardımıyla insan anatomisini 3 boyutlu olarak incelememizi sağlıyor. Eski yıllara bakıldığında teknolojinin ne kadar ilerlediğin çok daha iyi anlıyabiliyoruz.  <strong><span style="text-decoration: underline;">Argosy&#8217;s Visible Body</span></strong> şu ana kadar ki en geniş kapsamlı, gelişmiş web tabanlı görselleştirilmiş insan anatomisi aracıdır. Visible Body, insan vücudundaki bütün temel organları ve sistemleri içeren 1700 den fazla 3 boyutlu anatomik yapıya sahiptir. İstediğiniz gibi yakınlaştırıp, döndürüp, görüntüleyebileceğiniz interaktif kontrollere sahip bu web bazlı uygulama Microsoft Internet Explorer 7 gerektirmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.naimcakar.com/visible-body-3d-insan-anatomisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şifalı Bitkiler-Maydanoz</title>
		<link>http://www.naimcakar.com/sifali-bitkiler-maydanoz</link>
		<comments>http://www.naimcakar.com/sifali-bitkiler-maydanoz#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2009 21:42:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Naim CaKAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[ağız kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[bitki çayı]]></category>
		<category><![CDATA[bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[idrar yolu enfeksiyonundan korunma]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer yağlanması]]></category>
		<category><![CDATA[kür]]></category>
		<category><![CDATA[maydanoz]]></category>
		<category><![CDATA[romatizma]]></category>
		<category><![CDATA[şifalı bitkiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.naimcakar.com/?p=256</guid>
		<description><![CDATA[Bir bitki düşünün çok faydalı,lezzetli(büyük bir çoğunluğa göre),her mevsim günlük hayatta bulması ve kullanması çok kolay, en önemlisi fiyatı da çok uygun.Yemeğe koy,salataya koy,çiğ ye,kaynat suyunu iç, sadece kuş besliyorsan(özellikle papağan)ona fazla verme çünkü zehirleyebilir. Karaciğer yağlanması (Hepatosteatoz) için mükemmel bir yardımcı tedavi maydanoz-limon kürü uygulamasıdır Saplı olarak 15-16 adet taze maydanozu mutfak robotuna yada [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bir bitki düşünün çok faydalı,lezzetli(büyük bir çoğunluğa göre),her mevsim günlük hayatta bulması ve kullanması çok kolay, en önemlisi fiyatı da çok uygun.Yemeğe koy,salataya koy,çiğ ye,kaynat suyunu iç, sadece kuş besliyorsan(özellikle papağan)ona fazla verme çünkü zehirleyebilir. Karaciğer yağlanması (Hepatosteatoz) için mükemmel bir yardımcı tedavi maydanoz-limon kürü uygulamasıdır Saplı olarak 15-16 adet taze maydanozu mutfak robotuna yada blendera eliniz ile biraz parçalayarak koyun ve üstüne yarım limon suyu (iki yemek kaşığı) ve yarım bardak su ilave edin. Mutfak robotunuzu çalıştırın, iyice karıştırarak sabah kahvaltısından yarım saat önce aç karnına tamamını için. En erken yarım saat sonra kahvaltıya başlayabilirsiniz. Onbeş gün ara vermeden her gün sabah bu kürü uygulayın ve onbeş günlük uygulamadan sonra bir hafta ara verin. Bir hafta ara verdikten sonra tekrar onbeş gün aynı şekilde uygulayın ve kürü sonlandırın. <span id="more-256"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Beş-altı ay sonra durumunuza göre bu kürü aynı şekilde tekrar edebilirsiniz. Eğer,orta ya da ileri derecede karaciğer yağlanması söz konusu ise, Maydanoz Limon kürüne paralel olarak aynı günün akşam yemeğinden iki saat sonra lavanta kürü de uygulanmalıdır. Yılda 2-3 kez uygulanacak Maydanoz-Limon kürü ile karaciğer yağlanmasını önlemiş olursunuz. Karaciğer yağlanması fibroz ya da siroza dönüşebilmekte veya karaciğer kanserine neden olabilmektedir. Bu kürle hem karaciğer yağlanması önlenir hem de karaciğer arındırılır.</p>
<p>* Maydanoz bir provitamin A (Beta karoten ) kaynağı olduğu için görme gücüne, kılcal damar sistemine, adrenal bezine ve troid bezine iyi geliyor.<br />
* Maydanoz suyundaki yüksek klorofil miktarı, kanı arttırarak oksijeni metabolize ediyor ve böbreklerin, karaciğerin, idrar yollarının temizlenmesine yardım ediyor. Sindirim enzimlerini uyararak sindirim rahatsızlıklarını dindiriyor. Barsak solucanlarının düşürülmesine yardım ediyor. Gazın dışarı atılmasını sağlıyor.<br />
* Kanı temizliyor,kansızlığa, mesane iltihaplanmasına, karaciğer rahatsızlıklarına, damar sertliğine etkili. Kan şekerini normal seviyede tutuyor.<br />
* Tohumlarının idrar ve safra söktürücü, adet kanamalarını kolaylaştırıcı nitelikleri var. Adet sancılarına iyi geliyor.<br />
* Grip ve nezleye iyi geliyor. Kansere karşı koruyucu.<br />
* Yatmadan önce ağızda çiğnenen bir demet maydanoz rahat uyumayı sağlıyor, ağız kokusunu alıyor. Bulantılarda ve nefes darlığında bir tutam maydanozu iyice çiğneyerek yutmak kişiyi rahatlatabiliyor.<br />
* Yara, kesik ve morartıları iyileştiriyor.<br />
* Önemli bir afrodizyak.<br />
* Maydanoz folik asit içerdiği için de önemli bir bitki. Folik asit merkezi sinir sisteminin işlemesinde hayati bir rol oynuyor. Folik asit incebağırsağın ilk kesiminde emiliyor, sonra karaciğere giderek orada metabolize oluyor.<br />
* Maydanoz kozmetik malzemesi olarak da önemli. Cilde ve saç dökülmelerine iyi geliyor.</p>
<p>BİTKİSEL TEDAVİLERDE EN ÖNEMLİ NOKTA BİTKİNİN DOĞRU ŞEKİL VE MİKTARDA KULLANILMASIDIR.DAHA ÇOK FAYDA GÖRMEK AMACIYLA FAZLA KULLANIMLAR HAYATİ TEHLİKE YARATABİLİR.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.naimcakar.com/sifali-bitkiler-maydanoz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda idrar yolu infeksiyonları</title>
		<link>http://www.naimcakar.com/kadinlarda-idrar-yolu-enfeksiyonlari</link>
		<comments>http://www.naimcakar.com/kadinlarda-idrar-yolu-enfeksiyonlari#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2008 22:59:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Naim CaKAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[bulantı]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[idrar yolu enfeksiyonundan korunma]]></category>
		<category><![CDATA[İYE]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda idrar yolu enfeksiyonları]]></category>
		<category><![CDATA[karın ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[kasık ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[kusma]]></category>
		<category><![CDATA[sık idrar]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[su içmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.naimcakar.com/?p=244</guid>
		<description><![CDATA[Kadınlar anatomik yapıları gereği idrar yolu enfeksiyonlarına daha sık yakalanıyorlar.İlginçtir ki bir çok kadın su içmeyi de sevmiyor.Sonuç olarak tekrarlayan  enfeksiyonlar,halsizlik,bulantı,karın ve kasık ağrısı,sık idrara çıkma gibi sorunlar neredeyse hiç bitmiyor.Enfeksiyonla yaşamaya o kadar çok alışmışlar ki,bir çoğu bunu normal karşılıyor ve önemsemiyor.Bazen hiç şikayeti olmayan hastanın idrar tahlilinde ileri derecede enfeksiyon bulunabiliyor.Şikayeti olanların büyük bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Kadınlar anatomik yapıları gereği idrar yolu enfeksiyonlarına daha sık yakalanıyorlar.İlginçtir ki bir çok kadın su içmeyi de sevmiyor.Sonuç olarak tekrarlayan  enfeksiyonlar,halsizlik,bulantı,karın ve kasık ağrısı,sık idrara çıkma gibi sorunlar neredeyse hiç bitmiyor.Enfeksiyonla yaşamaya o kadar çok alışmışlar ki,bir çoğu bunu normal karşılıyor ve önemsemiyor.Bazen hiç şikayeti olmayan hastanın idrar tahlilinde ileri derecede enfeksiyon bulunabiliyor.Şikayeti olanların büyük bir kısmı da üşütmüşüm geçer diye düşünüyo Alışkanlıklarımızda küçük değişiklikler yaparak idrar yolu enfeksiyonlarını azaltmak ve kadınların kaderi olmaktan çıkarmak mümkün.Şunu belirteyim ki bu kunuda en önemli tedbir genel hijyen kurallarına uymak ve bol su içmek(Günlük 10-13 su bardağı).Bu tedbirleri şu şekilde sıralamak mümkün;</p>
<p><strong>-Bol su için(Günlük 10-13 su bardağı=2-2.5 litre)</strong></p>
<p><strong>-Kesinlikle idrarınızı tutmayın.</strong>Birçok kadın genel tuvaletlerin temizliğine güvenmediği için idrarını tutuyor bu da enfeksiyonları artırıyor.</p>
<p><strong>-Tuvaletten önce ve sonra ellerinizi sabun ve suyla yıkayın.(</strong>Önce yıkamak kontaminasyon açısından önemli)</p>
<p><strong>-İdrar yaptıktan sonra önce su ile yıkanıp peşinden tuvalet kağıdıyla kurulanın.</strong></p>
<p><strong>-Silinirken önden arkaya doğru silin.(</strong>Kontaminasyon açısından)</p>
<p><strong>-Tırnak bakımını,temizlik ve kesimini ihmal etmeyin</strong>(Tırnağın içine yerleşen mikroplar bulaşmaya neden olabilir).Haftada bir tırnak bakımı aksatılmamalı.</p>
<p><strong>-Pamuklu iç çamaşırları tercih edilmeli ve her gün değiştirilmeli.</strong>İç çamaşırlarını ütüledikten sonra kullanmak çok faydalı.</p>
<p><strong>-Genel vücut temizliğine çok dikkat edilmeli,mümkünse hergün banyo yapılmalı.</strong>Banyo sayısı haftada birden daha az olmamalı.</p>
<p><strong>-Rahatsızlığınız olduğunda üşütmüşüm geçer diye düşünüp ihmal etmeyin,</strong>idrar tahlili bütün sağlık kuruluşlarında kolayca yapılabiliyor.</p>
<p><strong>-Özellikle hamile bayanlar hiç bir şikayetiniz olmasa dahi ayda bir idrar kontrolü yaptırın.</strong></p>
<p><strong>-BOL SU İÇİN.(</strong>Yanınızda küçük bir pet su taşıyın ve sık sık küçük yudumlarla için,bu şekilde hem miğde bulantısı çekmez hem de ne kadar su içtiğinizi bilirsiniz.)</p>
<p><strong> Sağlıcakla.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.naimcakar.com/kadinlarda-idrar-yolu-enfeksiyonlari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğru Tansiyon Ölçümü nasıldır.</title>
		<link>http://www.naimcakar.com/dogru-tansiyon-olcumu</link>
		<comments>http://www.naimcakar.com/dogru-tansiyon-olcumu#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Nov 2008 21:07:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Naim CaKAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[dijital tansiyon makinası]]></category>
		<category><![CDATA[doğru tansiyon ölçümü]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hipotansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon aletleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.naimcakar.com/?p=240</guid>
		<description><![CDATA[Kan basıncının doğru ölçülebilmesi için öncelikle doğru cihazın seçilmesi gerekir.Cihaz seçimini ölçüm tekniği takip eder.Ne yazık ki piyasada bolca bulunan dijital cihazların büyük bir kısmı güvenilir ölçüm yapma konusunda yetersiz kalıyor az miktardaki kaliteli ölçüm yapabilenlerde ise ölçüm tekniği nedeniyle sorunlar yaşanıyor.Özellikle bilekten ölçüm yapan cihazlarda ciddi sıkıntılar ortaya çıkıyor.Benim tavsiyem dijital cihaz alınacaksa koldan ölçüm yapanların tercih [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Kan basıncının doğru ölçülebilmesi için öncelikle doğru cihazın seçilmesi gerekir.Cihaz seçimini ölçüm tekniği takip eder.Ne yazık ki piyasada bolca bulunan dijital cihazların büyük bir kısmı güvenilir ölçüm yapma konusunda yetersiz kalıyor az miktardaki kaliteli ölçüm yapabilenlerde ise ölçüm tekniği nedeniyle sorunlar yaşanıyor.Özellikle bilekten ölçüm yapan cihazlarda ciddi sıkıntılar ortaya çıkıyor.Benim tavsiyem dijital cihaz alınacaksa koldan ölçüm yapanların tercih edilmesidir.Cihazın manşonu ölçüm yapılacak kişinin koluna uyumlu olmalı çok kısa veya uzun olmamalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Hasta rahat bir pozisyonda, uygun ısıdaki  gürültüsüz bir odada ölçüme alınmalıdır.Önkol kalp seviyesinde olmalı ve kol dirsekten desteklenmelidir.Kolun desteklenmemesi kan basıncını %10 oranında artıra bilir.Seviyenin kalpten aşağıda olması yüksek ,kalpten yukarda olması düşük değerlere (yaklaşık 10 mmHg)sebep olur.İlk ölçümde her iki koldan ölçüm yapılmalı hangi tarafta daha yüksek ise ölçümlere o koldan devam edilmelidir.Ardışık ölçümde iki kol arası fark sistolik 20 mmHg ve ya diastolik 10 mmHg dan fazla ise arteryel problem açısından araştırılmalıdır.Ölçüm yapılacak kişinin 10 dakika dinlenmiş olması,ölçümden 1saat öncesinden çay ,kahve,sigara içmemiş olması ölçüm kalitesini artırır.</p>
<p style="text-align: justify;">Tansiyon ilacı kullanan yaşlı hastalarda özellikle yemeklerden sonra ciddi kan basıncı düşmeleri görülebilir.Bu gibi durumlarda postural hipotansiyonun tesbiti için ayakta tansiyon ölçümü gerekir.(Hasta ayağa kalktıktan iki dakika sonra ölçüm yapılmalıdır.)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.naimcakar.com/dogru-tansiyon-olcumu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pilates &#8221; Vücut egzersiz programı&#8221;</title>
		<link>http://www.naimcakar.com/pilates</link>
		<comments>http://www.naimcakar.com/pilates#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Oct 2008 22:42:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Naim CaKAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[aero pilates]]></category>
		<category><![CDATA[ankilozan spondilit]]></category>
		<category><![CDATA[bel fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[boyun fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[çember]]></category>
		<category><![CDATA[dambıl]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz topu]]></category>
		<category><![CDATA[halka]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporoz]]></category>
		<category><![CDATA[pilates]]></category>
		<category><![CDATA[plates]]></category>
		<category><![CDATA[postür bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[romatizma]]></category>
		<category><![CDATA[sıkılaşma]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[yoga]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.naimcakar.com/?p=158</guid>
		<description><![CDATA[Çocukluğu hastalıklarla geçen Joseph Pilates&#8217;in vücudunu geliştirebilmek için yaptığı birçok sporun (özellikle yoga ve jimnastik)e n can alıcı noktalarını kendi deneyimleriyle sentezleyip ortaya çıkardığı egzersiz metodu. Pilatesin en önemli özelliği egzersizi konsantrasyon ve nefes alma teknikleriyle birleştirmesidir. Kişinin kendi vücudunu tanımasını ve ona hükmetmesini öğreten pilatesin diğer bir özelliği de bireysel bir egzersiz şekli olmasıdır. Bu nedenle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Çocukluğu hastalıklarla geçen Joseph Pilates&#8217;in vücudunu geliştirebilmek için yaptığı birçok sporun (özellikle yoga ve jimnastik)e n can alıcı noktalarını kendi deneyimleriyle sentezleyip ortaya çıkardığı egzersiz metodu. Pilatesin en önemli özelliği egzersizi konsantrasyon ve nefes alma teknikleriyle birleştirmesidir. Kişinin kendi vücudunu tanımasını ve ona hükmetmesini öğreten pilatesin diğer bir özelliği de bireysel bir egzersiz şekli olmasıdır. Bu nedenle öncelikle vücudun tanınması daha sonra kişiye özel bir egzersiz şemasının oluşturulması pilatesin olmazsa olmazıdır. Pilates egzersizleri karın ve sırt kaslarına ağırlık verir ki bunun amacı omurgada oluşan postür bozukluklarının düzeltilmesidir. Bozulmuş postürün düzelmesi kişinin boyunun uzadığı şeklinde yanlış yorumlanabilir.Ayrıca karın ve kalçada sıkılaşma sayesinde zayıflatmadan incelme sağlar. Pilates bir zayıflama sporu değildir.Zihnin bedenle buluşması ve ona hükmetmesidir.Gerçi son dönemde zayıflatma amaçlı aero-pilates adı altında aerobik ve pilates karışımı programlar da uygulanmaya başlandı.</p>
<p style="text-align: justify;">Omurga problemleri,boyun ve bel fıtığı gibi rahatsızlıklarda ayrıca osteoporoz ve ankilozan spondilit gibi omurgada şekil bozukluğu yapan hastalıklarda bir çok hekim tarafından tavsiye ediliyor.Egzersizler yapılırken duruma göre egzersiz topu,lastik bant,dambıl,çember gibi materyaller kullanılabiliyor.Pilates egzersizleri sonucunda kişide ortaya çıkan kazanımlar;</p>
<p>-Stresten arınma</p>
<p>-Esneklik artışı</p>
<p>-Daha ince ve uzun kaslar</p>
<p>-Güçlü karın kasları</p>
<p>-Yağsız,sıkı bir vücut</p>
<p>-Ağrısız sağlam bir bel,sırt ve boyun</p>
<p style="text-align: justify;">Günümüzde popüler olmasının en önemli sebebi ise hem ruhsal rahatlamayı(Yoga esintileri içerdiğinden) hem de fiziksel rahatlamayı(Jimnastik ve germe egzersizleri nedeniyle)içinde barındırmasıdır. Böylelikle hem çağın hastalığı stresten hem de çağımızın büro hastalığı postür bozukluklarından kurtuluyorsunuz.Sağlıcakla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.naimcakar.com/pilates/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
